|
|
İkinci
El Malzeme Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Giriş
Uzunca
bir süredir havacılık sporuyla uğraşan biri olarak yaşadığım sıkıntıların
başında malzeme temini gelmekte. Ülkemizde bu sporu yapan tüm arkadaşlarımın
da aynı sıkıntıları yaşadığını biliyorum. Bunun yanında yeni malzeme
almaya bütçemiz elvermediğinde ikinci el malzemelere yönelmek zorunda
kalıyoruz. İşte sorun burada başlıyor. Tehlike seviyesi yüksek sınıfta
yer alan spor dallarından biri olan deltakanat sporu için almayı
düşündüğümüz malzeme yeterli sağlamlık ve kalitede mi? Gerçekten
bizim amacımıza ve seviyemize uygun mu?
İkinci
el malzeme alırken dikkat edilmesi gereken konuları, bu konuda okuduklarıma,
bilgime ve yaşadıklarıma dayanarak sizlere aktarmaya ve ikinci el
malzeme alırken doğru karar vermenize yardımcı olmaya çalışacağım.
Konumuz her ne kadar ikinci el malzeme ile ilgili olsa da yeni malzeme
alırken veya seçerken sizlere yardımcı olabilecek genel bilgiler
de içermektedir.
Öncelikle
kullandığımız malzemeleri hayati tehlike seviyelerine göre sınıflandıralım.
Birinci sırada kanat, harnes ve karabina gelmekte. İkinci sırada
yedek paraşüt, kask ve kanca bıçak. Üçüncü sırada ise ilkyardım
çantası, kullandığımız cihazlar, ayakkabımız, giysilerimiz, gözlük
ve diğerler aksesuarlar gelmekte. Bu yazıda tehlike seviyesi yüksek
malzemeleri konu edeceğim. Bunun sebebi özellikle hayati tehlike
seviyesi yüksek malzemeleri seçerken çok daha titiz davranmanızı
gerektirmesi.
Yapacağınız
en son şey ucuz malzemeler istemektir. İlk tavsiyem, kendi kendinize
sorun: “Ben gerçekten pahalı bir sporun getireceği mali yükü
kaldırabilir miyim?” Dürüstçe vereceğiniz cevaba göre yolunuza
devam edin veya vazgeçin. Devam etmeye karar verdiniz, o zaman seviyenize
en uygun malzemeyi öğretmeninizin seçeceğine inanın. Kendi malzemenizi
kendiniz seçebilecek seviyeye gelinceye kadar, ki bunu hissedersiniz,
bilgisine, tecrübesine güvendiğiniz ve sizin seviyenizi iyi bilen
kişilere mutlaka danışın. Benim tavsiyem, seviyenize ve ağırlığınıza
uygun yeni malzemeler almanız. Bu eskisi kadar da zor değil. Malzeme
üreticilerinin hemen hepsinin artık Türkiye’de temsilcisi var.
Deltakanat
alırken....
Yeni
kanat almaya gerçekten gücünüz yetmiyorsa, o zaman ikinci el kanat
almadan önce neleri göz önünde bulunduracağınızı ve nasıl kontrol
edeceğinizi anlatmaya başlayalım. Bunu yaparken sizi ve sizin seviyenizi
bilemediğim için sadece kanadın yapısıyla ilgili konuları anlatmaya
çalışacağım. Seçeceğiniz kanatla ilgili sizin belirleyeceğiniz özellikleri
(ağırlığınız, yelken rengi, v.s.) ve seviyenizle ilgili değerlendirmeleri
size bırakıyorum.
1979
yılından önce yapılmış kanatları ALMAYIN ! (Koleksiyon için aramıyorsanız.)
Bu tarihten önce yapılan kanatların büyük bir kısmı bu konuya meraklı
kişilerin kendi imkanları dahilinde yaptıkları ev yapımı veya genel
kabul görmüş standartlara ve kurallara uygunluğu garanti edilemeyen
ürünlerdir ve böyle bir kanadı almak bir kenara, size bu kanadı
deneme imkanı sunsalar bile, kesinlikle uçmayı denemeyin.
Hangisinin
iyi, hangisinin kötü olduğuna karar vermek gerçekten zor. Size kanadını
satmak isteyen kişi kanadını “Bu kanat kendi zamanının en hızlı,
en performanslı kanadıydı.” diye anlatmaya başladıysa bilin
ki o kanatla uçmak gerçekten zordu ve sizin için de o kanatla uçmak
zor olacaktır. Bu tür kanatlar fiyatları çok cazip gözükenler arasındadır
(300-500 USD). Bunlardan sakının. Bunun yanında, imal yılı eski
olmasına rağmen döneminde iyi bir başlangıç kanadı sayılan modeller
bu gün için bile iyi bir başlangıç kanadıdır. Bu durumda yapacağınız
en iyi şey, saygın, güvenilir öğretmenlere bu eğitim kanadı hakkında
ne düşündüğünü sormanız. Eğer iki öğretmen aynı düşüncede olup da,
bu kanadın size uygun olmadığını söylerlerse, kesinlikle onların
tavsiyesini dinleyin. Bütçe planlamanızı yaparken uygun bir başlangıç
kanadı için en az 700 USD planlayın. Ancak 1.000 –1.500 USD daha
gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Yine de, yeni bir kanat almanız
için şartlarınızı zorlamanızı öneririm.
Paslanmış
parçalara sahip kanadı ALMAYIN ! Kanadın üzerinde paslanmış herhangi
bir parça görürseniz bilin ki o kanat iyi korunmamış ve iyi kullanılmamıştır.
Bu durumda o kanadı çok iyi şekilde gözden geçirmeniz gerekmektedir.
Eğer kanat üzerindeki cıvatalarda, somunlarda veya diğer parçalarda
pasa rastladıysanız mutlaka alüminyum boruların dışını ve içini
de pas veya çürüme var mı diye kontrol etmenizi öneririm. Alüminyumun
paslanması demir veya çeliğin paslanmasından çok farklı görünür.
Alüminyumun pası beyaz bir toz görünümündedir ve alüminyumun yüzeyine
yapışmış halde bulunur. Paslı alüminyum yüzeyde, paslanma eski ise
bu pas tabakasının altında çürüme başlamıştır ve yüzey bir miktar
aşınmış, karıncalanmıştır. Tırnağınızla pas olduğunu sandığınız
yüzeyi kazıyarak, bunun gerçekten pas olup olmadığını eğer pas ise
çürümenin ne kadar derine işlediğini görebilirsiniz. Kanatta alüminyum
üzerindeki paslanmalar çoğunlukla boruların içlerinde, boruların
ek ve bağlantı yerlerinde ve yelken bezinin altında kalan kısımlarında
oluşur. Çok yakından ve dikkatlice, tüm alüminyum boruları, özellikle
bağlantı yerlerine, perçinlerin olduğu yerlere ve boruların uç kısımlarına
bakarak paslanma olup olmadığını kontrol edin. Eğer ciddi bir miktar
paslanma gözünüze çarptıysa bu kanattan vazgeçin.
Kanadın
iskeletini oluşturan malzemeler üzerinde herhangi bir çökme, ciddi
bir darbe izi veya borularda eğilme gördüyseniz o kanadı ALMAYIN
! Ancak bulunabilecek, değiştirilebilecek veya profesyonelce onarılabilecek
parçalar üzerinde bu tür bir hasar gördüyseniz o zaman durumu yeniden
değerlendirebilirsiniz. Bu tür hasarlarda, örneğin hücum kenar borusunu
veya hücum kenarıyla omurga arasına bağlı çapraz boruyu (Crossbar)
onarmak için, hasarlı parçanın simetrisindeki sağlam eşini ölçü
ve model olarak kullanılabilirsiniz. Hasarlı parçanın eşi de kanat
üzerinden sökülecek, bulunacak orijinal ham malzemenden hasarlı
parçanın yenisi yapılacak. Bu işlemler çok yoğun çalışma ve çok
fazla zaman gerektirmesinin yanında cebinizden hesapladığınızdan
da fazla miktarda para çıkmasına sebep olur. Bence böyle bir kanatla
uğraşarak kaybedeceğiniz zaman ve para ile daha yeni model ve daha
iyi durumda bir kanat bulabilirsiniz.
Kanatlarda
kullanılan alüminyum borular özel bir yüzey işleminden geçirilir.
Bu işlemde alüminyumun yüzeyinde, asit banyolarında elektroliz işlemi
uygulanarak, çok ince ve çok sert bir tabaka oluşturulur. Eloksal
kaplama diye adlandırılan bu işlem sonunda, gerçekte yumuşak olan
alüminyum malzemenin yüzeyi sürtünmelere karşı büyük bir dayanım
kazanır. Eloksal yüzey camdan daha sert ve kırılgandır. Bu yüzeyi
inceleyerek alüminyum boruların zorlanıp zorlanmadığı veya ne kadar
hasarsız olduğu konusunda bilgi sahibi olabilirsiniz. Kanadın alüminyum
malzemelerini güneş altında veya kuvvetli bir ışık altında yakından
inceleyin. Yüzeyde birbirine çok yakın ve çok sayıda kılcal çizgiler
görüyorsanız o bölgede olması gerekenin üzerinde bir zorlanma olmuş
demektir. Kanadın hangi parçasını inceliyorsanız ve ne tür bir zorlanma
olduğunu gördüyseniz bu hasara neyin sebep olabileceği yorumunu
da yapabilirsiniz. Hatta bu yöntemle kanadın geçmişiyle ilgili bilgi
sahibi bile olabilirsiniz. Kanadın iskeletini oluşturan tüm malzemeyi,
bağlantı parçalarını, malzemelerin birleşim yerlerini, tellerin
iskelete bağlandığı kısımları detaylı bir şekilde inceleyin.
Telleri
birbirine dolaşmış veya tellerinde rahatsız edici gözle görünür
burulmalar, katlanmalar, kırılmalar var ise o kanadı ALMAYIN ve
UÇMAYIN ! Pek çok kullanılmış kanadın tellerinin artık değişme zamanı
gelmiştir. Kanadın imal yılı bir veya iki yıl bile olsa, yan alt
tellerde oluşmuş ciddi katlanmalar (45 derece veya daha fazla),
burulmalar tellerin değişme zamanının geldiğinin işaretidir. Katlanmış
veya burulmuş telde gerilme ve gevşeme hareketleri ile çok kısa
bir zamanda kırılmalar ve damarlarında kopmalar oluşacaktır. Tellerin
uç kısımlarındaki sıkma bileziklerine (Nico) yakın yerlerde veya
bileziklerin arasında oluşmuş katlanmaların ve burulmaların olmamasına
özellikle dikkat edin. Tellerdeki hasarların büyük bir kısmı, genelde
telin sıkma bileziklerinin içine girdiği yerlerde oluşur. Bu tür
hasarların olup olmadığını anlayabilmek için sıkma bileziklerin
tel girişlerini özenle gözden geçirin. Tellerde ve sıkma bileziklerinde
paslanma ve pastan dolayı aşınma olup olmadığını inceleyin. Pek
çok kanadın sıkma bileziklerinin üzerinde, ısıyla daralan tipte
plastik boru olduğunu göreceksiniz. Bu durumda bu kısımları inceleyebilmeniz
gerçekten zordur. Bazı üreticiler kontrolü kolaylaştırmak amacıyla
şeffaf malzeme kullanmış olsalar bile birkaç uçuş sezonu sonunda
bu malzemelerinde kirlenme veya renk değiştirmeden dolayı içini
görmeniz zorlaşacaktır. Eğer tellerin bu kısımlarını üzerlerindeki
ısıyla daralan borulardan dolayı göremiyorsanız, kanadın sahibinden
izin isteyerek bu malzemeleri dikkatlice çıkarın. Çıkarırken tellere
zarar verebilecek alet ve yöntemler denenmeyin. Bu işlem için en
iyi yöntem, maket bıçağı kullanmak ve kesme işlemini bıçağı tele
diklemesine değil, tele paralel konumda tutarak yapmaktır. Siz bu
işlemi yapmasanız dahi kanadın sahibi zaten bu işlemi telleri kontrol
edebilmek için yapmak zorundadır. Özellikle üzerinde çok daha fazla
gerilme oluşan yan telleri daha dikkatle inceleyin. Kanatlardaki
teller, kullanıldığı yere, kanatların tasarım özelliklerine ve üreticisinin
tercihine göre farklılıklar gösterebilir. Bazı modellerde çok kalın
teller kullanılırken bazılarında çok daha ince teller kullanılmıştır.
Yan telleri 2mm veya daha ince olan kanatlarda, tel değiştirilme
süreleri daha kısadır.
Güneşten
solmuş ve yıpranmış yelken bezine sahip kanadı ALMAYIN ! Yelken
bezinin eskimesi iki sebeple olur. Birincisi kullanımda çevre faktörlerinin
veya katlanmış kanadın taşınmasında oluşmuş fiziki yıpranmalar,
ikincisi güneşten gelen morötesi ışığın bezin özelliğini bozarak
dayanımını azaltmasıdır. Bunu test etmenin en kolay yolu bezin üzerine
parmağınız ile kuvvetlice bastırmaktır. Parmağınız yerine bir kurşun
kalemin arkasındaki silgiyi de kullanabilirsiniz. Yelken bezini
test etmeden önce, mutlaka kanadın sahibinden izin alın. Bence en
iyisi bu testi kanadın sahibinden, sizin yanınızda yapmasını istemeniz.
Yelken bezi gerçekten iyi durumda ise sahibi bu testi yapmaktan
çekinmeyecektir. Test esnasında bezde oluşabilecek en ufak bir yırtılma
veya delinme, çok kısa bir zamanda bu kanadın size nasıl bir mali
yük getireceğinin habercisidir. Bez ile beraber dikişleri de gözden
geçirmenizi öneririm. Benim incelediğim birkaç kanatta bez yıpranmamış,
fakat dikişler yıpranmıştı. Bu durumda da yelken bezinin tamamının
değişmesi gerekir. Dikişlerin kanadın içinde kalan kısımlarına da
bakmayı unutmayın. Batenlerin girdiği ceplerin ve dikişlerinin sağlamlığını
batenleri takarak kontrol edin. Yelken bezinin renginin solmuş olup
olmaması kanat üzerindeki morötesi ışık hasarını gösterir. Özellikle
son yıllarda üretilen fosforlu renklerdeki yelken bezleri veya fosforlu
renkteki hücum kenarı kaplamasındaki malzemenin rengindeki solukluk
veya renkteki parlaklık kaybı size morötesi hasarı ile ilgili ciddi
ip ucu verir. Fosforlu renklerin elde edilmesinde kullanılan pigment
boyaların morötesi ışığa daha duyarlı olmaları sebebiyle fosforlu
renklere sahip yelken bezleri daha erken solar ve bu tür malzemelerde
morötesi ışığın yarattığı eskime daha fazladır. Küçük bir ayrıntı
olmasına rağmen, fosforlu, parlak veya koyu renklerdeki yelken bezinin
daha çabuk yıpranacağını göz önünde bulundurarak, en azından, daha
fazla güneş ışığı alan kanadın üst yüzeyinin beyaz veya açık renkte
olmasını, yelkenin daha uzun ömürlü olması açısından tercih edin.
Yelken bezini yıpratan bir diğer etki ise nemdir. Uzun süre nemli
ortamda duran veya deniz kenarında kullanılan kanat, hem paslanabilir,
hem de yelken bezinde küflenmeler oluşabilir. Küflenme olmuş ise
bezin üzerinde çil şeklinde veya bölgesel gölgeler şeklinde görebilirsiniz.
Küf lekesi olan yerler sadece lekelenmiş ancak bez hasar görmemiş
olabilir. Bundan emin olmak için yukarıda anlattığım şekilde bir
testi o bölgeye uygulayın. Geçmişte benim gözüme çarpan ve bezin
çürümesine sebep olan bir kirlenmede, kanadın araçta taşınması sırasında
bulaşan motor yağıydı. Motor yağları asidik özellikte olduğundan
hemen temizlenmezse bezi zaman içinde çürütür. Bu tür kirlenmeleri
temizlemenin tek yolu da soğuk sabunlu suyla yelken bezinin yıkanması
ve kıza zamanda kurutulmasıdır.
Baten
şablonu olmayan veya baten şablonunu bulamayacağınız kanatları ALMAYIN
! Kanadın dengesini, uçuş kararlılığını, kanat yapısını, performansını
kısaca kanadın neredeyse tüm özelliklerini belirleyen ve etkileyen
batenlerin şeklidir. Zaman içinde, kanadın taşınması sırasında,
kanadın kurulup, toplanmasında veya uçuşta üzerine binen yükten
dolayı batenlerin orijinal şekli bozulur ve periyodik olarak kontrol
edilip düzeltilmesi ancak orijinal şablonu ile mümkündür. Bu, birçok
kişinin farkında bile olmadığı en önemli olmazsa olmazlardan biridir.
Batenleri incelemeyi de unutmayın. Pek çok kullanılmış kanadın batenlerinden
biri veya birkaçı, kötü kullanımdan veya kanadın kazasından dolayı
hasar görmüş ve değiştirilmiş olabilir. Bu durumda sağ ve sol batenleri
eşleyerek kontrol edin. Bu kontrolü yaparken, baten şablonuna uygunluklarını
değil kanadın orijinal malzemesi mi, eşler birbirine benziyor mu,
değiştirilmiş mi, değiştirilmiş ise orijinaline uygun mu, üzerlerinde
herhangi bir hasar izi var mı, bunları kontrol etmeniz gerekiyor.
Baten şablonu ile şeklinin kontrolü bu kanatla uçuş denemesi yapmaya
karar verdiğinizde veya kanadı alıp kullanmaya başlamadan önce kesinlikle
yapmanız gereken bir işlemdir.
Bir
kanadı, onunla uçmadan ALMAYIN ! Kanadı gerçekten denemeden alan
bir çok pilot daha sonra üstesinden gelmesi hiçte kolay olmayan
pek çok zorlukla karşılaşmıştır. Burada amacınız, değişik bir kanatla
uçma hevesinizi tatmin etmek değil, kanadın nasıl uçtuğunu, karakteristik
özelliklerini görmeniz, hissetmeniz ve beklentilerinize uygun bir
malzeme olup olmadığına karar vermeniz olmalıdır. Yeni bir kanat
alırken deneme uçuşu yapmanıza gerek yok. Çünkü, yeni kanatlar,
yapım aşamasından sonra ince ayarları ve en az iki test uçuşu üreticisi
tarafından yapılmış olarak müşteriye gönderilir. Kötü havada yapacağınız
deneme uçuşuyla, kanat hakkında bilgi sahibi olamayacağınızı da
aklınızdan çıkarmayın. En önemlisi uçuştan önce yapmanız gereken
standart kontrolları çok daha dikkatli ve ciddi olarak yapın. Ben
şahsen ilk defa uçacağım bir kanadı iki kere kontrol ederim. Uçmadan
önce, varsa beten şablonuyla batenleri ayarlayın. Batenleri ayarlamak,
kanadın gerçek karakteristiğini görmenizi sağlayacaktır.
Kanatların
el kitapçığı, kanadı nasıl kurup toplayacağınız, nasıl ve ne şekilde
bir bakım uygulayacağınız, kanat üzerinde zamanla oluşan ölçü kaçıklıklarını
nasıl kalibre edeceğiniz konularında kullanıcıya yol göstericidir.
İkinci el kanatların genelde kaybolmuş bu kitapçığını, kanadın yapım
yılı çok eski değilse üretici firmasından kolaylıkla elde edebileceğiniz
için bu konu üzerinde fazla durmaya gerek görmüyorum, ama varsa
işinize yarar.
Birçok
deltakanat pilotu diğer hava araçlarında olduğu gibi kendi kanatlarının
toplam uçuş saatini bilir. Düzenli bir pilot uçuş defterine (Log
book) her uçuşun süresini, hangi araçla uçtuğunu ve diğer bilgileri
kaydeder ve kanadının toplam uçuş saatini buradan hesaplar. Güvendiğiniz
bir pilotun kanadını incelerken kanadın toplam uçuş süresini ve
uçuş adedini sorun. Bu size kanadın ne kadar kullanıldığı hakkında
az da olsa fikir verecektir. Bu bilgi yukarıda saydığım detaylı
incelemeleri yaparken “aklınızda bulunsun” türden bir bilgidir.
Kanat hakkında karar verirken öncelikle yaptığınız incelemeleri
ve gözlemlerinizi değerlendirin. Kandın yıpranmasına sebep olan
esas şeylerin, kanadın uçuş saati değil, kanadın kurulup - toplanması,
taşıma ve saklama koşulları olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Son
olarak kanadın kılıfından bahsedelim. Kanadı dış etkenlerden koruması
açısından olmazsa olmaz bir kısımdır kılıf. Bazı ikinci el kanatların
kılıfsız satıldığını gördüm. Daha doğrusu kanadın kılıfı yoktu.
Ben şahsen böyle bir kanada çok tereddütle yaklaşıyorum. Çok fazla
yıprandığı, güneş altında veya açık hava koşullarında kaldığı ve
çürüdüğü için mi kılıfı yok diye şüphelenmekten kendimi alamıyorum.
Kılıfın durumu size kanadın nasıl korunduğu ve saklama koşulları
hakkında bilgi verebilecek en önemli kısımdır. Kılıfı olmayan bir
kanadı almaya karar verdiğinizde, kılıf için cebinizden bir miktar
daha para çıkacağını unutmayın. Buraya kadar sizlere ikinci el kanat
alırken dikkat edilmesi gereken konularda ip uçları vermeye çalıştım.
Yine tekrar etmek istiyorum, benim öncelikli tavsiyem yeni bir kanat
almanız. Tüm bu anlattıklarıma rağmen bir tavsiyem daha var; eğer
güvendiğiniz bir satıcı veya bir öğretmen varsa onların tavsiye
ve önerilerini dinleyin. Öğretmeninizin tavsiyeleri, bu yazıda anlatılanların
hepsinden önce gelir.
Hepinize
iyi uçuşlar.
A.
İsmet İÇEL
Şubat
2001-Eskişehir
Bu
yazı G.W. Meadows‘un “Buying a used hang glider” isimli makalesinden
alıntılar içermektedir.
|