Haberler
Yazılar
Sıkça Sorulan Sorular
Galeri 1
Galeri 2
Galeri 3
Motorlu Delta
Üreticiler
İletişim
Linkler
Kitap ve Video
Çerez
Rekorlar

Site içinde arama:

 

 

KAZALAR

Uçmayı seviyorum. Birçok pilot gibi ben de birkaç kazaya tanık oldum ve çok ürkütücü hikayeler duydum. Bu yolda arkadaşlarımı kaybettim. Bu yazının amacı, kazaların nasıl meydana geldiğine ve bunların nasıl önlenebileceğine daha yakından bakabilmektir.

Meydana gelen kazalar aslında, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Her kaza için, düzinelerce, belki de yüzlerce ‘ucuz atlatmalar’ vardır, her biri kazayla sonuçlanabilecek ‘ucuz atlatmalar’. İlk önce, ‘bana olmaz’ düşüncesinden kurtulmak gerekir. Dikkatli, akıllı ve ortalamanın üstünde bir pilot olduğumu düşünüyorum. Fakat, başımdan şimdiye kadar olması gerekenden fazla ‘ucuz atlatmalar’ geçtiğini kabul etmem gerekir.

Kazaları ucuz atlatmalardan ayıran nedir peki? Belki şans, belki de doğru müdahaleler... Bu yazıda ele aldığımız düşünceler, genel havacılıkta çok yaygın olarak bilinmelerine rağmen, serbest uçan toplulukların süzgeçlerinden yeterince geçmiyor. Bu yazıyı okuduğunuzda, kazaları önlemenin şanstan çok, iyi kontrol ve doğru müdahalelerle sağlanabileceği görüşünde birleşeceğimize inanıyorum.

Öncelikle anlaşılması gereken bir nokta var. Kazalara yol açan faktörler birbiri ardına sıralanmış bir sebepler zinciri oluşturur. Pilot hatasının, hemen bütün kazalarda en başta gelen sebep olmasına rağmen, tek başına bir kaza sebebi olması nadir rastlanan bir durumdur. Genelde olan şudur: Pilot yanlış bir karar vererek ya da teknik bir hata yaparak sebepler zincirinin ilk halkası olur. Daha sonra bu durum, pilotu ve hava aracını, daha gözü kapalı kararların verildiği ve koşulların daha da zorlaştığı bir pozisyona sokar. Doğru müdahalede bulunulmazsa zorluklar ve tehlike daha da artar. Şartların zorlaşması, pilotun hata yapma olasılığını daha da arttırır ve bu süreç kontrolsüzce devam ederse sonunda kaza meydana gelebilir.

Şimdi şu tipik kaza senaryosuna bir göz atalım. Bir delta kanat pilotu şiddetli rüzgarda inmeye hazırlanıyor. İniş alanı olarak hemen yakınındaki geniş ve açık alan dururken, uzak mesafedeki dar ve etrafı ağaçlarla çevrili, ancak yola daha yakın olan bölgeyi seçiyor. Böylece malzemeleri 300 metre boyunca taşımasına gerek kalmayacak. Pilot, güvenli bir şekilde, seçtiği bölgenin merkezine yüksek irtifada varıyor ve 360 dönüşlerle irtifa kaybetmeye başlıyor. Fakat, yeterince dikkatli değil ve arka rüzgarla kısa sürede hedef bölgesinden uzaklaşıyor. Uzaklaştığını fark edince tekrar hedefe yöneliyor, ancak ağaçların üzerinden hedefe, karşı rüzgarda süzülmesi oldukça zor. Bu noktada pilot, hemen aşağıdaki alternatif bir bölgeye inmek yerine, ilk seçtiği hedefe doğru süzülmeyi seçiyor. Biraz teorik bilgiye sahip ve karşı rüzgarda en iyi süzülüşe ulaşmak için kanadı hızlandırıyor. Ne yazık ki, yüksek hızda kanadı kontrol edebilecek yeterli beceriye sahip değil ve kanat kararsız bir hal alınca yavaşlamak zorunda kalıyor. Süzülüş fena değil, ancak bir bastırıcıya yakalanıyor. Artık süzülüş çok azaldı ancak pilot bastırıcının ardından bir kaldırıcı yakalama umuduyla hedefinde ısrar ediyor. Pilot bastırıcıdan kurtulmak için hızlanmıyor, çünkü bunun süzülüşünü daha da düşüreceğine inanıyor. Ancak, bu düşüncesi pek işe yaramıyor ve artık bir ağaca iniş ihtimali çok yüksek. Ağaçları palyayla geçmeye çalışıyor ancak bu konuda yeterli beceriye sahip değil. Trapezi fazla iterek kanadı stola sokuyor. Bir kanat ucu ağaca takılıyor ve kanadın arka rüzgara dönmesine sebep oluyor. Pilot artık arka rüzgarda hızla ilerleyen bir pozisyona giriyor. Panikle beraber kanadın tüm kontrolünü kaybediyor. Tekrar kontrolü ele alıp kanadı karşı rüzgara çevirmek yerine arka rüzgarda iyice hızlanmasına yol açıyor ve üstelik inişte ön tarafı kaldırmayarak kanadın yere çakılmasına sebep oluyor. Kanatta tekerlek yok, çünkü pilot bunun başlangıç pilotları için gerekli olduğunu düşünüyor. Simetrik bir biçimde yere inmesine rağmen yatış pozisyonundan çıkmadığı için kafa üstü yere çarpıyor. Bu çarpmayla pilotun kaskı parçalanıyor, ama neyse ki yara almadan bu kazadan kurtuluyor.

Bu olaydan sonra, pilot, barda birkaç koyu biradan sonra arka rüzgarla çok sürüklenerek hata yaptığını, böylece hedefe yetişemediğini kabul etti. Aslında o, birbirine bağlı 13 ayrı hatadan oluşan bir hatalar zinciri oluşturdu. Belki de bu onun şanslı sayısıydı, çünkü gerçek hayatta benzer durumlar her zaman böyle mutlu sonlarla bitmeyebilir.

Şimdi bu hatalara ve her noktada pilotun ne yapması gerektiğine bir bakalım. İlk dikkat edilmesi gereken, pilotun uçmak için şiddetli rüzgarlı bir havayı seçmiş olmasıdır. Halbuki, rüzgarlı ve türbülans riski olan bir havada yüksek hızda uçma becerisi olmadığından, hafif rüzgarlı bir havada uçmak onun için daha uygun olurdu. Ayrıca, daha kolay iniş yapabileceği geniş ve açık bir alan varken, malzemeyi daha az taşımak uğruna ağaçlarla çevrili, dar ve daha uzaktaki bir alanı hedef olarak seçti. Pilot, irtifa kaybetmek için 360 dönüşler yaptı çünkü bu onun her zaman uyguladığı bir yöntemdi. Ancak, arka rüzgarla sürüklenmenin çok kolay olabileceği şiddetli rüzgarlarda bu yöntem başarısızlıkla sonuçlanabilir. Bu gibi şartlarda S dönüşleri daha iyi bir çözüm olabilir. Daha sonra, arka rüzgarda çok sürüklendiğini geç fark etti ve rüzgara dönmekte geç kaldı. Bu durumda hemen altındaki alternatif bir alana inmek yerine karşı rüzgarda süzülmeye çalıştı. Yeterli becerisi olmadığından, en iyi süzülüşe ulaşamadı ve çökmeye başladı. Süzülüşünün çok düşük olduğunu bildiği halde, bir kaldırıcıya girmeyi ümit ederek uçmaya devam etti. Bastırıcı içinde hızlanması gerekirken uygunsuz bir hava hızıyla uçuşunu devam ettirdi. Bu noktaya kadar, pilotun güvenli bir şekilde inebileceği seçenekleri vardı. Artık bir çarpma olasılığı çok fazla ama yine de bu çarpma etkisini en aza indirebilecek kontrol imkanı hala var. Ağaca inme ihtimali çok yüksekken pilot iniş pozisyonu almadan yatar pozisyonda ağaç üstünden süzülmeye çalıştı. Bir çarpma anında yüzükoyun yatıyor olmak aşırı derecede kötü bir pozisyon çünkü bu durum inişte stol vermeyi zora soktuğu gibi kafa üstü yere çarpma ihtimalini de çok fazla arttırır. Pilot kanadı stola soktuktan sonra kontrolü kaybetti. Artık bir çarpma kaçınılmaz. Pilot panik içinde ve kanadı tekrar uçuşa sokup rüzgara doğru çevirmeyi başaramadığı gibi çarpmadan önce yavaşlamayı da sağlayamadı. Tekerler olmadığı için kanat burun üstü çakıldı. Oysa tekerler olsaydı, ilk onlar çarpacağı için darbenin bir kısmını alabilirdi. Son olarak pilot, büzülerek kendini korumak, kanadını ve vücudunun güçlü bölümlerinin darbeyi almasını sağlamak yerine kafasını ve kollarını çarpmaya maruz bıraktı. Neyse ki, daha önceden ‘kaskın önemi’ hakkında okuduğu bir yazı sayesinde parasını kaliteli bir kask için harcamış olması hayatının kurtulmasını sağladı.

Son darbenin gerçekleşmesine kadar olan her nokta da pilotun önünde seçenekler ve verebileceği kararlar vardı. Olayın her kademesinde, yapılan bir hatanın başka bir hatayı doğurması önlenebilirdi. Olay geliştikçe pilot daha yanlış kararlar aldı, seçenekler azaldı, daha fazla uçuş yeteneğine gerek duyulan durumlar oluştu ve pilotun işi gittikçe zorlaştı. Sonunda bütün bunlar paniğe ve beynin durmasına neden oldu. Bu, bir pilot için gerçekten kötü bir durumdur. Doğru zamanda verilen sıradan bir karar, geç kalınmış mükemmel bir karardan veya kararsızlıktan daha iyidir.

Umarım bu yazı size kazalar konusuna yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Belki de olayları ‘ucuz atlatmalardan’ daha öteye gitmesini ya da pilot hatalarının kontrolden çıkan durumlara dönüşmesini engelleyecek yeteneklere sahip olmanızda yardımcı olacaktır. Hepimiz insanız ve hata yaparız. Hata yapmazsak daha az öğreniriz ve kendimizi bu konuda geliştirmemiz daha yavaş olur. Yapmamamız gereken ise hatalarımızı devam ettirip, kendimizi ancak dünyanın en iyi pilotunun kurtulabileceği durumlara sokmaktır.

Çeviren: Soner Yeşil

 


Diğer yazıları " Yazılar " bölümünde bulabilirsiniz...