|
|
KAZALAR
Uçmayı
seviyorum. Birçok pilot gibi ben de birkaç kazaya tanık oldum ve
çok ürkütücü hikayeler duydum. Bu yolda arkadaşlarımı kaybettim.
Bu yazının amacı, kazaların nasıl meydana geldiğine ve bunların
nasıl önlenebileceğine daha yakından bakabilmektir.
Meydana gelen
kazalar aslında, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Her kaza için,
düzinelerce, belki de yüzlerce ‘ucuz atlatmalar’ vardır, her biri
kazayla sonuçlanabilecek ‘ucuz atlatmalar’. İlk önce, ‘bana olmaz’
düşüncesinden kurtulmak gerekir. Dikkatli, akıllı ve ortalamanın
üstünde bir pilot olduğumu düşünüyorum. Fakat, başımdan şimdiye
kadar olması gerekenden fazla ‘ucuz atlatmalar’ geçtiğini kabul
etmem gerekir.
Kazaları ucuz
atlatmalardan ayıran nedir peki? Belki şans, belki de doğru müdahaleler...
Bu yazıda ele aldığımız düşünceler, genel havacılıkta çok yaygın
olarak bilinmelerine rağmen, serbest uçan toplulukların süzgeçlerinden
yeterince geçmiyor. Bu yazıyı okuduğunuzda, kazaları önlemenin şanstan
çok, iyi kontrol ve doğru müdahalelerle sağlanabileceği görüşünde
birleşeceğimize inanıyorum.
Öncelikle anlaşılması
gereken bir nokta var. Kazalara yol açan faktörler birbiri ardına
sıralanmış bir sebepler zinciri oluşturur. Pilot hatasının, hemen
bütün kazalarda en başta gelen sebep olmasına rağmen, tek başına
bir kaza sebebi olması nadir rastlanan bir durumdur. Genelde olan
şudur: Pilot yanlış bir karar vererek ya da teknik bir hata yaparak
sebepler zincirinin ilk halkası olur. Daha sonra bu durum, pilotu
ve hava aracını, daha gözü kapalı kararların verildiği ve koşulların
daha da zorlaştığı bir pozisyona sokar. Doğru müdahalede bulunulmazsa
zorluklar ve tehlike daha da artar. Şartların zorlaşması, pilotun
hata yapma olasılığını daha da arttırır ve bu süreç kontrolsüzce
devam ederse sonunda kaza meydana gelebilir.
Şimdi şu tipik
kaza senaryosuna bir göz atalım. Bir delta kanat pilotu şiddetli
rüzgarda inmeye hazırlanıyor. İniş alanı olarak hemen yakınındaki
geniş ve açık alan dururken, uzak mesafedeki dar ve etrafı ağaçlarla
çevrili, ancak yola daha yakın olan bölgeyi seçiyor. Böylece malzemeleri
300 metre boyunca taşımasına gerek kalmayacak. Pilot, güvenli bir
şekilde, seçtiği bölgenin merkezine yüksek irtifada varıyor ve 360
dönüşlerle irtifa kaybetmeye başlıyor. Fakat, yeterince dikkatli
değil ve arka rüzgarla kısa sürede hedef bölgesinden uzaklaşıyor.
Uzaklaştığını fark edince tekrar hedefe yöneliyor, ancak ağaçların
üzerinden hedefe, karşı rüzgarda süzülmesi oldukça zor. Bu noktada
pilot, hemen aşağıdaki alternatif bir bölgeye inmek yerine, ilk
seçtiği hedefe doğru süzülmeyi seçiyor. Biraz teorik bilgiye sahip
ve karşı rüzgarda en iyi süzülüşe ulaşmak için kanadı hızlandırıyor.
Ne yazık ki, yüksek hızda kanadı kontrol edebilecek yeterli beceriye
sahip değil ve kanat kararsız bir hal alınca yavaşlamak zorunda
kalıyor. Süzülüş fena değil, ancak bir bastırıcıya yakalanıyor.
Artık süzülüş çok azaldı ancak pilot bastırıcının ardından bir kaldırıcı
yakalama umuduyla hedefinde ısrar ediyor. Pilot bastırıcıdan kurtulmak
için hızlanmıyor, çünkü bunun süzülüşünü daha da düşüreceğine inanıyor.
Ancak, bu düşüncesi pek işe yaramıyor ve artık bir ağaca iniş ihtimali
çok yüksek. Ağaçları palyayla geçmeye çalışıyor ancak bu konuda
yeterli beceriye sahip değil. Trapezi fazla iterek kanadı stola
sokuyor. Bir kanat ucu ağaca takılıyor ve kanadın arka rüzgara dönmesine
sebep oluyor. Pilot artık arka rüzgarda hızla ilerleyen bir pozisyona
giriyor. Panikle beraber kanadın tüm kontrolünü kaybediyor. Tekrar
kontrolü ele alıp kanadı karşı rüzgara çevirmek yerine arka rüzgarda
iyice hızlanmasına yol açıyor ve üstelik inişte ön tarafı kaldırmayarak
kanadın yere çakılmasına sebep oluyor. Kanatta tekerlek yok, çünkü
pilot bunun başlangıç pilotları için gerekli olduğunu düşünüyor.
Simetrik bir biçimde yere inmesine rağmen yatış pozisyonundan çıkmadığı
için kafa üstü yere çarpıyor. Bu çarpmayla pilotun kaskı parçalanıyor,
ama neyse ki yara almadan bu kazadan kurtuluyor.
Bu olaydan
sonra, pilot, barda birkaç koyu biradan sonra arka rüzgarla çok
sürüklenerek hata yaptığını, böylece hedefe yetişemediğini kabul
etti. Aslında o, birbirine bağlı 13 ayrı hatadan oluşan bir hatalar
zinciri oluşturdu. Belki de bu onun şanslı sayısıydı, çünkü gerçek
hayatta benzer durumlar her zaman böyle mutlu sonlarla bitmeyebilir.
Şimdi bu hatalara
ve her noktada pilotun ne yapması gerektiğine bir bakalım. İlk dikkat
edilmesi gereken, pilotun uçmak için şiddetli rüzgarlı bir havayı
seçmiş olmasıdır. Halbuki, rüzgarlı ve türbülans riski olan bir
havada yüksek hızda uçma becerisi olmadığından, hafif rüzgarlı bir
havada uçmak onun için daha uygun olurdu. Ayrıca, daha kolay iniş
yapabileceği geniş ve açık bir alan varken, malzemeyi daha az taşımak
uğruna ağaçlarla çevrili, dar ve daha uzaktaki bir alanı hedef olarak
seçti. Pilot, irtifa kaybetmek için 360 dönüşler yaptı çünkü bu
onun her zaman uyguladığı bir yöntemdi. Ancak, arka rüzgarla sürüklenmenin
çok kolay olabileceği şiddetli rüzgarlarda bu yöntem başarısızlıkla
sonuçlanabilir. Bu gibi şartlarda S dönüşleri daha iyi bir çözüm
olabilir. Daha sonra, arka rüzgarda çok sürüklendiğini geç fark
etti ve rüzgara dönmekte geç kaldı. Bu durumda hemen altındaki alternatif
bir alana inmek yerine karşı rüzgarda süzülmeye çalıştı. Yeterli
becerisi olmadığından, en iyi süzülüşe ulaşamadı ve çökmeye başladı.
Süzülüşünün çok düşük olduğunu bildiği halde, bir kaldırıcıya girmeyi
ümit ederek uçmaya devam etti. Bastırıcı içinde hızlanması gerekirken
uygunsuz bir hava hızıyla uçuşunu devam ettirdi. Bu noktaya kadar,
pilotun güvenli bir şekilde inebileceği seçenekleri vardı. Artık
bir çarpma olasılığı çok fazla ama yine de bu çarpma etkisini en
aza indirebilecek kontrol imkanı hala var. Ağaca inme ihtimali çok
yüksekken pilot iniş pozisyonu almadan yatar pozisyonda ağaç üstünden
süzülmeye çalıştı. Bir çarpma anında yüzükoyun yatıyor olmak aşırı
derecede kötü bir pozisyon çünkü bu durum inişte stol vermeyi zora
soktuğu gibi kafa üstü yere çarpma ihtimalini de çok fazla arttırır.
Pilot kanadı stola soktuktan sonra kontrolü kaybetti. Artık bir
çarpma kaçınılmaz. Pilot panik içinde ve kanadı tekrar uçuşa sokup
rüzgara doğru çevirmeyi başaramadığı gibi çarpmadan önce yavaşlamayı
da sağlayamadı. Tekerler olmadığı için kanat burun üstü çakıldı.
Oysa tekerler olsaydı, ilk onlar çarpacağı için darbenin bir kısmını
alabilirdi. Son olarak pilot, büzülerek kendini korumak, kanadını
ve vücudunun güçlü bölümlerinin darbeyi almasını sağlamak yerine
kafasını ve kollarını çarpmaya maruz bıraktı. Neyse ki, daha önceden
‘kaskın önemi’ hakkında okuduğu bir yazı sayesinde parasını kaliteli
bir kask için harcamış olması hayatının kurtulmasını sağladı.
Son darbenin
gerçekleşmesine kadar olan her nokta da pilotun önünde seçenekler
ve verebileceği kararlar vardı. Olayın her kademesinde, yapılan
bir hatanın başka bir hatayı doğurması önlenebilirdi. Olay geliştikçe
pilot daha yanlış kararlar aldı, seçenekler azaldı, daha fazla uçuş
yeteneğine gerek duyulan durumlar oluştu ve pilotun işi gittikçe
zorlaştı. Sonunda bütün bunlar paniğe ve beynin durmasına neden
oldu. Bu, bir pilot için gerçekten kötü bir durumdur. Doğru zamanda
verilen sıradan bir karar, geç kalınmış mükemmel bir karardan veya
kararsızlıktan daha iyidir.
Umarım
bu yazı size kazalar konusuna yeni bir bakış açısı kazandırmıştır.
Belki de olayları ‘ucuz atlatmalardan’ daha öteye gitmesini ya da
pilot hatalarının kontrolden çıkan durumlara dönüşmesini engelleyecek
yeteneklere sahip olmanızda yardımcı olacaktır. Hepimiz insanız
ve hata yaparız. Hata yapmazsak daha az öğreniriz ve kendimizi bu
konuda geliştirmemiz daha yavaş olur. Yapmamamız gereken ise hatalarımızı
devam ettirip, kendimizi ancak dünyanın en iyi pilotunun kurtulabileceği
durumlara sokmaktır.
Çeviren:
Soner Yeşil
|