|
Planörler
daha mı güvenli?
Zaman
bulamamak ve çeşitli diğer sebeplerden yaklaşık altı yıldan bu yana
deltakanat sporundan uzakta kalmıştım, fakat uçma hevesimi hiç yitirmedim.
Ne zaman puf puf bulutların olduğu uygun havayı görsem, uçma hayalim
canlanıyordu. Bu sebeple yeniden uçmaya karar verdim ve en yakın
planör okuluna başvurdum.
20
metre kanat açıklığı bulunan ASH 21 planörü ile bir saat kadar uçtum.
Kısa bir intibak çalışması ile (planör hocasının söylediğine göre)
profesyonel pilotlar gibi planörü kontrol edebiliyordum. İndikten
sonra hocam daha önceki uçuş deneyimlerimi sordu. Ben de deltakanat
ile uçtuğumu söyledim, o da “şanslıymışsın herhangi bir kaza yapmadan
hayatta kalabilmişsin” dedi. Bu söz üzerine ben de bir araştırma
yaparak güvenlik ve risk açısından deltakanat ile planörü karşılaştırmaya
karar verdim.
Başlangıçta
şunu hemen belirtmeliyim ki, tüm havacılık sporları tehlike içerirmektedir.
Araştırmalarıma
Amerika Planör Topluluğu web sayfasında (www.ssa.org
) yayınlanmış bulunan geçmiş üç yıldaki kaza raporlarını incelemekle
başladım. Geçen yıl Amerika’da üç ölümlü planör kazası gerçekleşmiş.
Rakamlar Avrupa’dan yüksek durumda. Son istatistiklerle planör kazasında
ölme oranı 1/1200, ya da diğer bir ifadeyle bir yılda Amerika’daki
her 1200 planör pilotundan bir kişi ölmekte.
Çeşitli
web sayfalarında yaptığım araştırmada ölümlü planör kazalarında
pilot hatalarından başka birçok faktörün etkili olduğunu gördüm.
Deltakanatlara göre planörler çok daha karmaşık ve komplike araçlar
ve çok sayıda hareketli parçaları bulunmakta. Bu da mekanik arızalar
sebebiyle kaza yapma olasılığını artırmaktadır.
Planörlerin
geniş kanat açıklıkları ve yüksek süzülme oranları sebebiyle spine
girme veya stola düşme olasılıkları daha yüksektir. Planörlerin
yüksek hızları sebebiyle olası kötü şeyler de hızla cereyan etmekte
ve pilotların tepki verme süreleri kısalmaktadır. İniş için planörler
deltakantla mukayese edilmeyecek kadar uzun, düz ve engellerden
arındırılmış alana ihtiyaç duyarlar.
SSA
web sayfasında yaralanma ve hasarlı olarak rapor edilen kazaların
önemli bir kısmı iniş sırasında yaşanan kazalardır. Deltakantlar
da iniş kazalarına yabancı değildir, fakat deltakanatlar 50+ knot
ile iniş yapmak zorunda değillerdir! Planör üreticileri herhangi
bir olumsuzluk durumunda planörü bütünüyle kurtaracak sistemleri
yapma konusunda isteksiz davranmaktadırlar. Uçuş sırasında bir olumsuzluk
gerçekleştiğinde, pilot kontrolden çıkmış araçtan atlayarak / uzaklaşarak
kişisel paraşütünü açar.
Ne
yazık ki istatistikler planörden ayrılarak paraşütünü açma ve güvenli
bir şekilde yere inme olasılığının % 50’den az olduğunu göstermektedir.
Bu durum deltakanatta ise tam tersidir. Çünkü deltakanat pilotları
kanattan ayrılmaya çalışmaksızın basitçe paraşütü navlakasıyla çeker
ve fırlatırlar. Son on yılda deltakanatlar yapısal olarak da çok
gelişmiş ve stabilite kazanmışlardır.
Deltakanatlar
dar ve engebeli arazilere inebilirler. Stol hızları düşüktür ve
kolay kolay spine girmezler. Stoldan otomatik olarak çıkabilecek
şekilde dizayn edilmişlerdir. Deltakanatlar düşük hızla iniş yaparlar,
bu da en fazla kırık bir bacak ve zedelenmiş bir ego demektir !
Deltakanat
pilotları tamamen açık bir ortamda uçtuklarından, diğer hava araçlarını
kolayca görebilir ve duyabilirler. Bu da çarpışmalaraı önemli ölçüde
engeller. Planör tarihinde diğer bir planöre veya deltakanada havada
çarpan planör örnekleri mevcuttur.
O
halde tüm bunlar ne anlama geliyor… Bu görüşleri eski bir deltakanat
pilotunun ağız kalabalığı olarak algılayın. Kararı siz verin. Ben
yeni bir deltakanat satın almak üzere dışarı çıkıyorum. Planör hocasını
yeniden gördüğümde kendisinin planör kaza istatistiklerine girmediği
için şanslı olduğunu söyleyeceğim.
Brent
Smith
Çeviren : Zeki Eser
|