|
Sıfır
Rüzgar
Delta
kanat için sıfır rüzgarda kalkmak çok kolay değil. Hele bir de kanadınız
ortanın üzerinde bir performansa sahipse. Koşarak yeterli hava hızına
ulaşmanız gerekiyor. Tabii bir de vazgeçmek diye bir şey yok, koşmaya
başlayınca tek düşünce güvenli bir şekilde havalanmak olmalı.
Ben
1995 yılından bu yana uçuyorum. Uçuşlarımın çoğunu da İnönü'de yaptım.
Bu sporu yapmaya başladığım ilk iki yılında İnönü'deki C Tepesinde
birkaç kez sıfır rüzgar olduğu için uçuştan vazgeçerek kanadı toplayıp
aşağıya indiğimi hatırlıyorum. Hatta bir keresinde bir arkadaşla
birlikte tepeye çıkmıştık ve bizi getiren araca sen dönebilirsin
demiştik. Biz nasıl olsa uçarak ineceğiz ya! Sıfır rüzgar olduğu
için ben kalkış yapmak istemedim. Rüzgarı bekleye bekle akşam oldu
ve hava karardı. Biz orada kaldık. (O zaman cep telefonu İnönü’de
çekmiyordu) Neyse ki bizi getiren THK görevlisi arkadaş bizim gelmediğimizi
fark ederek bizi almaya geldi de ayılara akşam yemeği olmaktan kurtulduk.
Bugün bile sıfır rüzgarda kalkış yaparken büyük tereddütler yaşıyorum.
Bana
göre uçuşlarda bizi bekleyen bir diğer tehlike de seyirciler. Yine
uçuşumun ilk yıllarında o zaman çalıştığım işyerindeki arkadaşlar
yaptığım sporu merak ettiler. Hatta “gerçekten uçuyor musun” diye
soruyorlardı. Bir haftasonu işyerinden 10-15 kişi İnönü'ye gittik.
Ben kanadı kurdum ve uygun bir rüzgar bekleme başladım. Oradan uçanlar
bilir rüzgar genellikle kuzeyden eser ve çıkış yönü de kuzeye doğrudur.
Ancak o gün şans bu ya rüzgar kuzeybatıdan esiyordu. Kuzeye döner
diye yaklaşık bir saat bekledim ama dönmedi. Yan rüzgarla da olsa
kalkış yapabilirdim. Ama bildiğiniz gibi kalkışta yan rüzgarı almak
riskli, henüz yeterli hızınız olmadığından toparlamanız zor olabilir.
Ben de rüzgar uygun değil dedim ve kanadı toplayarak aşağıya indim
(Benim de uçmaktan çok uçamama anılarım varmış meğer, neyseki aramızda
yabancı yok).
İşyerindeki
arkadaşlar benimle belki iki ay dalga geçtiler. “Bunun uçtuğu filan
yok, tepede bekleyip bekleyip aşağıya iniyor” dediler. Desinler,
tek parça olmak daha önemli! Ben genellikle tepede izlemeye gelenler
olursa onların üzerlerine dalışlar yaparım. Kanadım da hızlı olduğundan
seyredenler açısından keyifli görüntüler oluşur (ya da ben sevineyim
diye güzel şeyler söylüyorlar). Hocalarım hep fazla alçaktan dalış
yapma, özellikle de dalışlarını tepe üzerinde değil tepe önünde
yap. Tepe üzerinde hiç beklemediğin bir anda bastırıcıyla karşılaşabilirsin
derler. Dinleyen kim. Bir seferinde yine tepedekilerine hava atayım
diye üzerlerine dalış yaptım ve çok yakınlarından geçmeyi düşündüm.
Tepede henüz kalkış yapmamış birkaç kanat daha vardı. Ben tabii
ki kanadın üzerindeki kuleyi hesaplamadım ve bir anda göz hizamda
kulenin ucu belirdi. Ani bir refleksle alt barı iterek kıl payı
çarpmaktan kurtuldum. Hemen tepe üzerinden uzaklaştım, insanlar
yüz hatlarımı görmesin diye!
Söylemek
istediğim, havacılık zevkli ama çok sıkı kuralları olan bir spor.
Bana zaman zaman soruyorlar, delta riskli değil mi diye. Ben de
genellikle Türk (!) gibi yapmazsan bir tehlikesi yok diye cevap
veriyorum. Şimdiye kadar ciddi bir tehlike atlatmadım ve bu sporu
sağlığım el verdiği sürece de yapmak istiyorum...
Zeki
Eser
|