|
|
Hayatın
İntikamı
Lisedeyken
THK'nun paraşüt kursuna yazılmıştım, ama kursa katılabilmek için
velinin izni de gerekiyordu. O zaman ailem razı olmadığı için çok
istememe rağmen katılamamıştım. Ama uçma virüsü bir yerlerde durmuş
demek ki (uçuk virüsü gibi bir şey herhalde), zamanı geldiğinde
yeniden canlandı. 34 yaşımdan sonra deltakanat ile uçmaya başladım
(Halen 43, uçmaya devam).
21.04.2004
Tarihli Milliyet Gazetesi'nde (yazıyı gönderen Sinan Uluvar'a teşekkürler)
Ece Temelkuran'ın yazısını okuyunca taşlar daha bir yerine oturdu.
Ben de normalmişim demek ki, endişe etmeme, Güzin Ablaya yazmama
gerek yokmuş ;-)
Aşağıda
Ece Temelkuran'ın yazısından bir alıntı bulacaksınız.
"Ne
zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden
daha genç biri benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak
bana sorduysa "bu işin olurunu", dedim ki:
Üniversiteyi
bitirince hemen çalışmaya başlama. Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal,
meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz
amaçsız yürü. Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap. Çünkü...
Çünkü
hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü. Bir
şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına,
sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Âşık mı olmadın on altı
yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda. Maceraya
mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde.
Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne
aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında,
artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken,
sana giydirir o kot pantolonu. Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan
çok fena komik eder adamı. Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik
edilecek yaşları. Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur
insanın yakasını. Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır."
Oh
be rahatladım...
Zeki
Eser
|